Yaşlı kadın, bir antika dükkânından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. (daha fazla…)
Archive for Nisan, 2009
FİNCAN VE YAŞLI KADIN
Pazartesi, Nisan 13th, 2009ACABASIZ İNANMAK
Salı, Nisan 7th, 2009Vakit namazlarını sürekli cemaatle, camide eda eden,
Allah’a yürekten bağlı, çok duru gönüllü bir adam varmış…
Ama evi, nehrin öbür tarafında olduğu için her vakit namazında, salla nehri geçmek epey vaktini alıyormuş.. (daha fazla…)
3 Zarf Fıkra
Pazartesi, Nisan 6th, 2009BOŞA GEÇEN YILLAR
Perşembe, Nisan 2nd, 2009Ona Deli Sahip diyorlardı; çünkü gözü hiçbir şeyden korkmuyordu. Ününü duymayan yoktu. Çok mert ve eli açık bir insandı. Ama verdiği şeyler, içki sofrasında verilenlerden başka bir şey değildi. Sokakta onu görenler aynı kaldırımda yürümemek için yol değiştirir, gölgesine bile basmaktan çekinirdi. Çünkü o, sokağın ve şehrin kabadayısıydı. (daha fazla…)
HACER MENEKŞE
Perşembe, Nisan 2nd, 2009Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi..
“Gölgeyi sever menekşeler” derdi… Oysa öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi! “Her bitki güneşi
severken, onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar” diye düşündü durdu Hande… (daha fazla…)