Archive for Nisan, 2009

Mühendis ve kedi

Çarşamba, Nisan 29th, 2009

Adamın biri bir gün yolda giderken otostop yapan bir kedi görür, durur ve arabaya alır. Kedi ön koltuğa geçer ve dile gelir:

“Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim.” der.

Adam güler ve arabayı sürmeye devam eder. Kedi tekrar dile gelir:

“Eğer benim başımı okşarsan çok güzel bir prenses olacağım ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.” der. Adam tekrar güler ve iki elini de direksiyondan ayırmayarak sürmeye devam eder. Kedi sıkılmaya başlar ve der ki:

“Eğer benim başımı okşar ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin herşeyi yaparım.”

Adam yine güler,sonunda kedi dayanamaz:

“Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin herşeyi yapacağımı söledim. Neden beni öpmüyorsun?”

Sonunda adam cevap verir:

“Bak ben bir mühendisim. Konuşan bir kedi, bir prensesten çok daha ilginç geliyor.”
Msn yaşam

YAĞMUR’UN DUASI

Pazartesi, Nisan 20th, 2009

Karanlık bir mekândayım. Karşımda kısa saçları, iri siyah gözleriyle bana bakan on dokuz yirmi yaşlarında incecik bir genç kız. Simasında çözemediğim karmaşık bir ifade, benzi sapsarı…

Bu kızı bir yerden hatırlıyorum; ama nereden hatırladığımı çıkaramıyorum. Genç kız sanki kendinde benden bir parça taşıyor gibi… Ruhu ruhuma o kadar yakın. Çaresiz bakışlarla gözlerime bakıyor. Titreyerek; “Beni kurtarın, yalvarırım bana yardım edin.” diyor. Bana uzanan ellerini tutmak için ellerimi uzatıyorum; ama tutamıyorum. (daha fazla…)

SON PİŞMANLIK

Pazartesi, Nisan 20th, 2009

Hava gene çok soğuktu. Tommy ve kardeşi çok üşümüştü. Tommy burnunu hissetmiyordu artık. Eskimiş eldivenlerinden çıkan parmakları da buz kesmişti. Kardeşi;

- Tommy yine o lüks otelin duvarına gidelim, havalandırmasının olduğu o duvar çok sıcak oluyor, dedi. (daha fazla…)

YAZILMAMIŞ DESTANLAR

Cumartesi, Nisan 18th, 2009

“Sonsuzluk şarabıyla sermest ebedî rindler
Her zaman ışık türküsü söyler bu yiğitler.”

Akşamdı oturuyorduk. Yemek ısmarlamıştı kantine, telefonla. Temiz ve düzenli görünümlü masasının üstündeki farklı kitaplar, zengin kültürünün işaretleriydi. Hoş beni burada tutan bunlar değildi. Bu arkadaşı bana ve çevresine sevdiren tevazuuydu. Mecliste arif olup kelâm dinlemesini bilenlerdendi. Kapı çalındı ve kantinci genç siparişleri getirdi. Paranın üstünü alan çocuk çıkarken telefon çaldı.. Arkadaşımın, telefonu ızdırap dolu bir yüz ifadesiyle kapadığını gördüm. Birden ayağa kalktı; sırtını dönerken ellerini yüzüne doğru götürdü. Hıçkırıklarını tutamamıştı. Ben de ayağa kalktım ve kitap dolu masayı dolaşarak yanına yaklaştım. (daha fazla…)

ÇÖKERTME

Pazartesi, Nisan 13th, 2009

Bodrum’un daha Bodrum olmadığı zamanlarda, yöre insanı turizmden bîhaber iken buralardaki geçim kaynaklarından biri de hemen karşıdaki Yunan adası Istanköy’den yasadışı ticaret yapmakmış.

Türkünün kahramanı Halil de hayatını bu şekilde kazananlardanmış. Buradan oraya tütün götürür, oradan da mastika rakısı (Uzo aslında bir markadır, Tekirdağ rakısı gibi, Balkanlar’da Yunanistan dışındaki ülkelerde bu içki hala mastika diye bilinir) gibi mallar getirirmiş. (daha fazla…)