29
Mühendis ve kedi
Adamın biri bir gün yolda giderken otostop yapan bir kedi görür, durur ve arabaya alır. Kedi ön koltuğa geçer ve dile gelir:
“Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim.” der.
Adam güler ve arabayı sürmeye devam eder. Kedi tekrar dile gelir:
“Eğer benim başımı okşarsan çok güzel bir prenses olacağım [...]
20
YAĞMUR’UN DUASI
Karanlık bir mekândayım. Karşımda kısa saçları, iri siyah gözleriyle bana bakan on dokuz yirmi yaşlarında incecik bir genç kız. Simasında çözemediğim karmaşık bir ifade, benzi sapsarı…
Bu kızı bir yerden hatırlıyorum; ama nereden hatırladığımı çıkaramıyorum. Genç kız sanki kendinde benden bir parça taşıyor gibi… Ruhu ruhuma o kadar yakın. Çaresiz bakışlarla gözlerime bakıyor. Titreyerek; “Beni kurtarın, [...]
20
SON PİŞMANLIK
Hava gene çok soğuktu. Tommy ve kardeşi çok üşümüştü. Tommy burnunu hissetmiyordu artık. Eskimiş eldivenlerinden çıkan parmakları da buz kesmişti. Kardeşi;
- Tommy yine o lüks otelin duvarına gidelim, havalandırmasının olduğu o duvar çok sıcak oluyor, dedi.
18
YAZILMAMIŞ DESTANLAR
“Sonsuzluk şarabıyla sermest ebedî rindler
Her zaman ışık türküsü söyler bu yiğitler.”
Akşamdı oturuyorduk. Yemek ısmarlamıştı kantine, telefonla. Temiz ve düzenli görünümlü masasının üstündeki farklı kitaplar, zengin kültürünün işaretleriydi. Hoş beni burada tutan bunlar değildi. Bu arkadaşı bana ve çevresine sevdiren tevazuuydu. Mecliste arif olup kelâm dinlemesini bilenlerdendi. Kapı çalındı ve kantinci genç siparişleri getirdi. Paranın üstünü [...]
13
ÇÖKERTME
Bodrum’un daha Bodrum olmadığı zamanlarda, yöre insanı turizmden bîhaber iken buralardaki geçim kaynaklarından biri de hemen karşıdaki Yunan adası Istanköy’den yasadışı ticaret yapmakmış.
Türkünün kahramanı Halil de hayatını bu şekilde kazananlardanmış. Buradan oraya tütün götürür, oradan da mastika rakısı (Uzo aslında bir markadır, Tekirdağ rakısı gibi, Balkanlar’da Yunanistan dışındaki ülkelerde bu [...]
13
FİNCAN VE YAŞLI KADIN
Yaşlı kadın, bir antika dükkânından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
7
ACABASIZ İNANMAK
Vakit namazlarını sürekli cemaatle, camide eda eden,
Allah’a yürekten bağlı, çok duru gönüllü bir adam varmış…
Ama evi, nehrin öbür tarafında olduğu için her vakit namazında, salla nehri geçmek epey vaktini alıyormuş..
6
3 Zarf Fıkra
Bir şirketin eski genel müdürü kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. Eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmıştı. Eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı açmasını söyledi. Ve yeni müdür işe başladı. Altı ay işler yolunda gitti. Fakat sonra satışlar birdenbire [...]
2
BOŞA GEÇEN YILLAR
Ona Deli Sahip diyorlardı; çünkü gözü hiçbir şeyden korkmuyordu. Ününü duymayan yoktu. Çok mert ve eli açık bir insandı. Ama verdiği şeyler, içki sofrasında verilenlerden başka bir şey değildi. Sokakta onu görenler aynı kaldırımda yürümemek için yol değiştirir, gölgesine bile basmaktan çekinirdi. Çünkü o, sokağın ve şehrin kabadayısıydı.
2
HACER MENEKŞE
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi..
“Gölgeyi sever menekşeler” derdi… Oysa öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi! “Her bitki güneşi
severken, onlar neden [...]